Okyanusun derinliklerinde yine bir sabah
Güneşli bir hazan mevsimi,
Belli ki yazdan kalma bir gün yaşanacak.
Hep mi doğruyu söylersin diye sordum ona
Yalan nedir bilmez misin hiç ?
Cevap vermedi.
Tıpkı diğer sorduğum sorulara cevap vermediği gibi.
Yorgun bir hali vardı,
Baktı bana,
İri ve çekingen gözlerinde donuk bir ifadeyle.
Küçücük kollarını boynuma dolamak için,
Adeta yalvarırcasına baktı ve bekledi.
Bir deniz yıldızı gibi, sanki bir ahtapot gibi
Sevdiklerine kollarını dolamayı oldum olası çok severdi.
Alamam seni dedim, çok ağırsın;
Taşıyamam o kadar yol boyunca.
Belki de haksızlıktı bu yaptığım.
Ama zaten dünya hiç bir zaman adil değildi ki.
Bunu değiştirmeye benim de gücüm yoktu.
Tüm enerjisi bitmiş gibi sarıldı bacaklarıma.
Olmaz dedim, az daha yürüyeceksin; birazdan otururuz dolmuşta.
Yürüdü yanımda sesini hiç çıkarmadan.
Hep mi doğruyu söylersin diye sordum tekrar.
Cevap vermedi yine, sadece yürüdü sessizce,
Kimbilir ne bitkin bir halde, ama onurla.
Huyu değildi hiç, her daim canlıydı.
Fırıldak gibi döner, kımıl kımıl oynardı.
Uyudu biçare kucağımda gidene kadar.
Emindim artık, bir olağanüstülük vardı;
Çünkü o, yolda hiç bir zaman uyumazdı.
Gideceğimiz yere gelince vedalaştık.
Baktı kocaman gözleri ile; güle güle diyiverdi.
Yokuştan aşağı yürürken, kendimi kendimle sohbet eder buldum.
Bu sefer döndüm aynı soruyu bir kez de kendime sordum:
Hep mi doğruyu söyler bir insan,
Yalan nedir bilmeyecek mi benim deniz yıldızım?
Cevap verdi dalgalar, kumlar, kayalar:
Bilmeyecekmiş dediler hep bir ağızdan,
Hem de hiç bir zaman.