13 Temmuz 2025 Pazar

Kara Göründü

Kara göründü demişti Süheyl Şahane Pazar’da Kaptan Behzat’a.
Bense bir ip gibi incecik görüyordum kıyıyı artık baktığımda karaya.
Birden bir ürperti geldi içime; sanki kanım dondu,
Geriye dönmeye dahi kulaçlarımda hiç takatim yoktu.
Bir kez daha seslendim balığıma,
Belki bu kez duyar beni diye.
Duyar da kanar, gelir yanıma yöreme.
Duymadı beni nafile; nokta gibiydi açıklarda,
Suyun içinde neşeli kıpır kıpır dalmıştı kendi dünyasına.
Ya rab, çaresizlik ne zor şeymiş!
Kalakaldım suyun ortasında naçar.
Dönsem akıntı karşımda, ilerlesem bir daha dönemem durum çok beter
Sen büyüksün sadece bir ol desen yeter,
Ne olursun bana bir çare göster.
Olur da balığımı geri götüremezsem eğer,
Ben de yaşayamam ölürüm kederimden.

Kimine göre bir an,
Kimine göre bir asır:
Duydum bir motor sesi Allah’ım nasıl!
Çölde serap görenler geldi önce aklıma.
Dedim gerçekte olmuyor bu; kurdum kendi kafamda.

Balığımı işaret ettim bottaki mert civana,
Uzaktı ama gördü, başını salladı anladım anlamında.
Balığımın yakalanmaya hiç yoktu niyeti,
Dalıp dalıp çıkıyordu görmek için mavi derinlikleri.

Bottaki gölgenin uzaktan iki yana açıldı kolları,
Çok balık çektim tekneme ama bu değil öbürleri gibi.
İnatçı mı, şakacı mı çözemedim,
Ne söyledimse bir karşılık göremedim.
İş başa düştü dedim biraz da hevesle,
Ancak ben avlardım balığımı tatlı sözlerle.

Donuk kanım sanki birden canlandı,
Suyun içinde iğneler batmakta olan parmaklarım havalanıp bota gel gel yaptı.
Dermanı kalmamış kollarım zorla çekti bedenimi bota,
Çalıştı motor, vardık bir dakikada hala zıplayan balığıma.

Başladım sevdiği ne varsa saymaya, hamburger, kola, akşama üç top dondurma,
Kırıldı inadı dönüp baktı o zaman bir an bana.
İşte dedim aradığım fırsat uzandım ona.

Verdi bir yüzgecini yakaladım çektim bir hamlede yanıma.

Kıyıda sona eren bu macera sonunda,
Sorabildim kurtarıcıma ismin ne lütfeder misin bana
Mutlulukla öğrendim Dalgıç Mete derlermiş namına.

Çok şükrettim onu bize Allah yolladı,
Oğuz’u da ancak kendi gibi bir Mete kurtardı.

4 Mayıs 2016 Çarşamba

Nisan Yağmurları

Sesini duyur bana uzak diyarlardan
Kimim kimsem yok sanma, ben hep buradayım
Dalga seslerinin arasında ince ve tiz
Duyarım sesini, yeter ki sen gülümse

Belki duygular karışır düşüncelerine
Belki hep söylemek isteyipte söyleyemediklerin gelir dilinin ucuna
Konuş
Her kelimesi benim için bir ödül

Orada olacağım duymak için
Her kelime için bir damla gözyaşı
Her cümle için bardaktan boşanırcasına yağan nisan yağmurları
Her baktığın sefer bayramdır gözlerimin içine
Korkma sormam hiç neden niçin

Derdim dağları aşar, ırmaklardan taşar
Dalgalar çarpar yüreğime seher vakti
Kim derdi ki zamandan başka yokmuş çaresi
Versem derdimi derinlere kabul etmez
Aklım kabul etse de yüreğim razı gelmez





14 Aralık 2015 Pazartesi

Mor Mercan Çiçeği

Büyüyorsun balığım diğer tüm balıklarla bir,
Ama onlardan ayrı kalmak isteğinle.

Büyüyorsun deniz yıldızım,
Pastel boyalarla çizdiğin küçük beyaz bir yelkenlinin içinde.

Büyüyorsun her geçen gün,
Kurak topraklarda veyahut kayalıklarda yetişen
Mor bir mercan çiçeği gibi
Binbir zahmetle.

Gün gelir güneş ısıtır yine bu suları.
Gün olur çıkarsın belki
Kendiliğinden ve ansızın beyaz yelkenlinden dışarı.

Ama o güne kadar hep bekleyeceğiz seni balığım.
Sen her an geliverirsin belki diye ışıklarımız hep yanık,
Gönlümüzün kapıları hep açık,
Ve hep kurulu olacak gönül saraylarımızın sofraları.

Işıl ışıl gözlerinden baktığın,
Anlam veremediğin bu eşitsiz dünya
Senin hatrın için dönmeye devam ederken,
Ve henüz vaktimiz varken,
Adımını at ve çık yelkenlinden.

Elişi kağıtlarından koca bir tuval,
Ve bir palet dolusu cümbüş güneşin renklerinden
Saklambaç, elim sende, yakartop, kızma birader
Dünyanın oyunu şimdi bizi bekler...


5 Ekim 2015 Pazartesi

Yalan

Okyanusun derinliklerinde yine bir sabah
Güneşli bir hazan mevsimi,
Belli ki yazdan kalma bir gün yaşanacak.

Hep mi doğruyu söylersin diye sordum ona
Yalan nedir bilmez misin hiç ?
Cevap vermedi.
Tıpkı diğer sorduğum sorulara cevap vermediği gibi.
Yorgun bir hali vardı,
Baktı bana,
İri ve çekingen gözlerinde donuk bir ifadeyle.
Küçücük kollarını boynuma dolamak için,
Adeta yalvarırcasına baktı ve bekledi.
Bir deniz yıldızı gibi, sanki bir ahtapot gibi
Sevdiklerine kollarını dolamayı oldum olası çok severdi.

Alamam seni dedim, çok ağırsın;
Taşıyamam o kadar yol boyunca.
Belki de haksızlıktı bu yaptığım.
Ama zaten dünya hiç bir zaman adil değildi ki.
Bunu değiştirmeye benim de gücüm yoktu.

Tüm enerjisi bitmiş gibi sarıldı bacaklarıma.
Olmaz dedim, az daha yürüyeceksin; birazdan otururuz dolmuşta.
Yürüdü yanımda sesini hiç çıkarmadan.

Hep mi doğruyu söylersin diye sordum tekrar.
Cevap vermedi yine, sadece yürüdü sessizce,
Kimbilir ne bitkin bir halde, ama onurla.

Huyu değildi hiç, her daim canlıydı.
Fırıldak gibi döner, kımıl kımıl oynardı.
Uyudu biçare kucağımda gidene kadar.
Emindim artık, bir olağanüstülük vardı;
Çünkü o, yolda hiç bir zaman uyumazdı.

Gideceğimiz yere gelince vedalaştık.
Baktı kocaman gözleri ile; güle güle diyiverdi.

Yokuştan aşağı yürürken, kendimi kendimle sohbet eder buldum.
Bu sefer döndüm aynı soruyu bir kez de kendime sordum:
Hep mi doğruyu söyler bir insan,
Yalan nedir bilmeyecek mi benim deniz yıldızım?
Cevap verdi dalgalar, kumlar, kayalar:
Bilmeyecekmiş dediler hep bir ağızdan,
Hem de hiç bir zaman.



14 Eylül 2015 Pazartesi

Başlarken

Hepimiz kendi kabuklarımızda parıldamayı bekleyen incilerdik. Bazılarımız parlayıp göz kamaştırma fırsatı bulmak için bir fırsat yakalamışken, çoğumuz bu fırsatı hiç elde edemeyecektik. Okyanusun derinliklerinde bir yerlerde, belki de insan elinin hiç değmediği derin sularda... Karanlıkta ve güneş ışınlarının ulaşamayacağı uçsuz bucaksız dehlizlerde...

Bir fırsat verilse, ah keşke küçücük bir fırsat! Bunu bile istemekten korkarak kabuğumuzda kendimizle tek başına olmaktan memnun... Tüm oyunların, hayata dair tüm itiş-kakışların dışında kalıp sadece yitip gitmek, zamanın değirmeninde öğütülmeyi beklemek, belki de zamanın bile farkında olmadan.

Bir top atsam sana, bana geri fırlatsan; ya da onca güzel isim içinden seninkini seslensem karanlığa, hemen dönüp baksan. Okyanusun derinliklerinde geçirdiğin mutlu saatlerin tılsımından, bitmek tükenmek bilmeyen bir sabır ile seni çağırmaktan vazgeçmeyen sesimle uyansan ve bir daha hiç uyumasan.