Kara göründü demişti Süheyl Şahane Pazar’da Kaptan Behzat’a.
Bense bir ip gibi incecik görüyordum kıyıyı artık baktığımda karaya.
Birden bir ürperti geldi içime; sanki kanım dondu,
Geriye dönmeye dahi kulaçlarımda hiç takatim yoktu.
Bir kez daha seslendim balığıma,
Belki bu kez duyar beni diye.
Duyar da kanar, gelir yanıma yöreme.
Duymadı beni nafile; nokta gibiydi açıklarda,
Suyun içinde neşeli kıpır kıpır dalmıştı kendi dünyasına.
Ya rab, çaresizlik ne zor şeymiş!
Kalakaldım suyun ortasında naçar.
Dönsem akıntı karşımda, ilerlesem bir daha dönemem durum çok beter
Sen büyüksün sadece bir ol desen yeter,
Ne olursun bana bir çare göster.
Olur da balığımı geri götüremezsem eğer,
Ben de yaşayamam ölürüm kederimden.
Kimine göre bir an,
Kimine göre bir asır:
Duydum bir motor sesi Allah’ım nasıl!
Çölde serap görenler geldi önce aklıma.
Dedim gerçekte olmuyor bu; kurdum kendi kafamda.
Balığımı işaret ettim bottaki mert civana,
Uzaktı ama gördü, başını salladı anladım anlamında.
Balığımın yakalanmaya hiç yoktu niyeti,
Dalıp dalıp çıkıyordu görmek için mavi derinlikleri.
Bottaki gölgenin uzaktan iki yana açıldı kolları,
Çok balık çektim tekneme ama bu değil öbürleri gibi.
İnatçı mı, şakacı mı çözemedim,
Ne söyledimse bir karşılık göremedim.
İş başa düştü dedim biraz da hevesle,
Ancak ben avlardım balığımı tatlı sözlerle.
Donuk kanım sanki birden canlandı,
Suyun içinde iğneler batmakta olan parmaklarım havalanıp bota gel gel yaptı.
Dermanı kalmamış kollarım zorla çekti bedenimi bota,
Çalıştı motor, vardık bir dakikada hala zıplayan balığıma.
Başladım sevdiği ne varsa saymaya, hamburger, kola, akşama üç top dondurma,
Kırıldı inadı dönüp baktı o zaman bir an bana.
İşte dedim aradığım fırsat uzandım ona.
Verdi bir yüzgecini yakaladım çektim bir hamlede yanıma.
Kıyıda sona eren bu macera sonunda,
Sorabildim kurtarıcıma ismin ne lütfeder misin bana
Mutlulukla öğrendim Dalgıç Mete derlermiş namına.
Çok şükrettim onu bize Allah yolladı,
Oğuz’u da ancak kendi gibi bir Mete kurtardı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder